Anket

Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

Çok GÜzel (372)
Güzel (91)
Fena Değil (56)
Kötü (38)
Çok Kötü (120)

Online
Şuanda Sitemizde 10 Kişi Online

   TARİHÇESİ

    Çandarlı (Pitane) yöresinde, tarih öncesi izler M.Ö. 4000'li yıllara dek uzar. Söylenceye göre Amazon kadın savaşçılar, yöreye egemen olmuşlar ve Pitane başta olmak üzere bir çok kıyı kentin kurucusu olmuşlardır. Anlamı; kadın kenti, kraliçe kenti olan Pitane sözcüğü de buradan gelmektedir.Çandarlı'nın akıl almaz tarihi araştırıldıkça bir çok uygarlığın yörede varlık gösterdiği anlaşılmıştır. Bu uygarlılardan bazıları şunlardır. Hititliler, Lidyalılar, Persler, İonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Saruhanoğulları, Karesioğulları ve Osmanlı İmparatorluğu. 

   

     Selçuklu Devlet'inin yerini alan beylikler (Saruhanoğulları ve Karesioğulları) adım adım yöremizi Bizansın elinden alarak Türk beldesi yapmışlardır. Çandarlı'nın Türkler tarafından fethi birden olmuş değildir. Zaman zaman Türklerin eline geçtiği, sonra yine bırakıldığı anlaşılmaktadır. Ancak kesin olarak alınması sorulursa bunun tarihi 1302'den sonradır. Çünkü bu tarihte Bergama ve çevresi Bizanslılarca boşaltılmıştır. Bizansın geri çekilmesinden sonra da Türkler bu bölgeye yerleşmeye başlamıştır. 

PİTANE (KURULUŞU)

      Bergama ve Çandarlı yöresinde prehistorik buluntulara rastlandığını ve sadece buna bakarak yörede yerleşmenin tarih öncesi evreye dayandığı anlaşılmaktadır. Seramik parçalarının Yortan ve Truva I, Truva II ile eşdeğer olması da bu savımızı güçlendirmektedir. M.Ö. III bine kadar inebilmekteyiz.Pitane Amazon söylencesinde savaşçı kadınlar tarafından kurulduğu dile getirilmiştir. Oysa bu Amazonların kurduğu Smyrna, Pitane gibi kentler Hellenistik dönemden önce de vardı. Örneğin Smyrna (İzmir) da M.Ö. II bin'de Bayraklı'da yerleşim mevcuttu, Olsa olsa Hellenistik dönemde bu kentlerin yeniden kurulduğu söylenebilir.

PİTANE (ADININ KÖKENİ)

     Yapılan dil bilim araştırmalarına göre sonu (na) ile biten özel adlar luwi dil kökenidir ve Anadolu adıdır. Dolayısıyla Smyrina, Atarna, Pitane sözcükleri Hitit öncesinde Anadolu'da kullanılmaktadır ve tarih olarak M.Ö. II bine gitmektedir. Öte yandan Ane-ana bitişli sözcükler Hitit dilinde ek olarak kullanılmaktadır. Bu sav da bizi hem Anadolu kökenine götürür, hemde M.Ö.II bin içinde varlık bulmamıza yol açar. Sonuç olarak Pitane adı Yunan kökenli değil, Anadolu kökenlidir. Böyle olunca da Helenistik dönem olan M.Ö.VI-V yy.'lardan daha geriye M.Ö.II bin başlarına ilişkin etimolojik konum belirlemek mümkün olmaktadır. Pitane sözcüğünü anlamında kadın kenti, ana kenti, kraliçe kenti, Amazon kenti ve giderek dinsel kadın kenti yanı tanrıça kenti anlamına ulaşmaktayız. Böylece Amazonlar da önce Anadolu'nun anaerkil toplumu ve Anadolu'da en saygı gören tanrıça Kibele tapkısı kentte adını vermiştir diyebiliriz. Tüm Amazon kentleri Batı Anadolu kıyılarındadır ve dolayısıyla Sparta'ya buradan göç ve yerleşme olduğu anlaşılmaktadır. Daha ilginci bu göç ve yerleşme Amazonlarla da ilgili değildir. Anadolu'nun en eski yerleşik halkı Lelegeler buraya göç etmişlerdir. Anadolu'nun en büyük tanrıçası Kibele orada Artemis olarak yaşatılırken Amazonlar gibi Anadolu söylenceleri de oraya taşınmıştır. Demek ki Amazon kültürü aslında ana erkil Anadolu halkını, Kibele kültürünü bir mayasıdır ve Leleglere kadar dayanmaktadır. Pitane adlı ana-kraliçe Çandarlı'yı, Kyme'yi ve Priene kentini kurmuş, ama Çandarlı'ya adını vermiştir.

AMAZONLAR KİMDİR

     “Hititlerin Kadın Süvarileri” tanımını getirir. Çünkü atı ilk olarak Hititler evcilleştirmişler ve savaşlarda kullanmışlardır. Yayı germek ve daha rahat ok atabilmek için kızlık çağlarında bir memelerini dağlamışlardır. Sparta da kadınların askere alındığı ve sağ memelerini yok ettiklerini duymuşsunuzdur. Ancak asıl Amazon yurdunun Anadolu’nun Karadeniz kıyılarında ve Kafkasya’da olduğu ileri sürülür. Libya’dan buralara geldikleri de söylenir. Amazonlar, ata binen ve son derece çevik savaşçı kadınlar topluluğudur. Tarım ve kent yaşamıyla erkekleri uğraşmakta kendileri avcılık ve savaşçılıkla geçinirlermiş. Ana egemenliği kadın etkinliği denebilir. Fakat aile yaşantısı olup olmadığı da tam bilinmemektedir. Bu avcı kadınların toplu yaşadıklarına, savaşlar verdiklerini, zaman zaman komşu halkların erkekleriyle cinsel ilişki kurduklarını bu geçici ilişkiden doğan erkek çocuklarını babalarına gönderdikleri, kız çocuklarını ise yanlarında eğittiklerini eski kitaplardan öğrenmekteyiz. Strabon Herodot, Diodoros gibi yazarlar Amazonların kimliğini, yurtlarını ve nasıl Anadolu’ya geldiklerini biraz farklı anlatırlar. Amazonlar kraliçesi Myrina önderliğinde Amazonlar yurtlarında kalkmışlar ve yollara düşmüşler hatta düşsel Atlantis Ülkesine kadar gitmişler orada söylencelerde geçen Gorgo canavarlarını alt etmişler ve Yunanistan’a konmuşlar. Helenlere yenilip tutsak olmuşlar ancak yolda korsanları boğup gemileri ele geçirmişler. Böylece Karadeniz’e ve Ege kıyılarına dağılmışlar. Yerleştikleri yerlerde koloni kentler kurmuşlar. Bu kentler Smyrina, Myrina, Mytilena, Elaia, Anaia, Gryneia, Kyma, Pitane, Latoreia ve Ephesos’dur. Pitane’yi bir Amazon Kraliçenin kurmuş olduğu, Ana Tanrıça Kibele inancının yaygınlığı, kadının üreme özelliğini üstün görüldüğü, arkeolojik buluntular arasında çokça rastlanan idol denilen küçük kadın heykelciklerin varlığı bunları doğrulamaktadır. Amazon sözcüğü memesiz anlamına gelir ki yöremizde savaşçı kadınları bir memelerini böyle bir işlem yaptıkları da bilinmeyen bir yöntem değildir.
 
 
ÇANDARLI ADININ NERDEN GELDİĞİ
 
 
     Pitane diye bildiğimiz ilkçağlardan beri izlediğimiz tarihi bir kent olan Çandarlı ortaçağ içinde önemini yitirmiş, Bizans ve Ceneviz güdümünde kalmış, Türk egemenliği altına girince kıyı kent olması nedeniyle pek ilgi görmemiştir. Çünkü Türkler göçebe gelenekler içinde bozkır kültürü etkisi ile deniz, göl ve ırmaktan yararlanmayı pek düşünmemişlerdir. Sonra adalar ve deniz kıyıları tehlikeli gibi görünmüştür. Bu durum karşısında ancak devlet politikası Türk halkını deniz kıyılarına çekebilir, denizci, gemici, levent olmaya özendirilebilirdi. II.Murat (1420-51) ünlü sadrazamı Çandarlı Halil Paşa devlet geleneği olan soylu bir aileden geliyordu. 24 yıllık sadrazamlık görevi süresinde denizciliğe, donanmaya ve dolayısıyla kıyı kentlere ilgi gösterdi. II.Murat ve Fatih döneminde bölge de Türkleştirme etkinlikleri çok büyük bir hızla gelişti. Çandarlı Halil Paşa Cenevizlilerden kalma köhne kaleyi yeni baştan ele alıp inşa ettirdi. Türkler denizcilik bilmiyordu ama beş burçlu 16 metre yükseklikte bir surla çevrili kale olunca artık buraya yerleşebilirlerdi. Böylece kenti Türk yerleşmesine açan, müslüman halkın oturduğu bir kent olmasını sağlayan Halil Paşa görevini yapmıştı. Halk da Pitane adını bırakıp Türk İslam dönemi damgasını taşıyan bir ad buldu, yapan paşanın adı olan Çandarlı sözcüğünü seçtiler. Bu ad verme halkın kendi süzgecinden damıtılmış olarak ortaya çıkmıştır. Yani bir kurul, bir meclis, meşrevet yaparak değil. Çandarlı adının ortaya çıkış tarihi olarak xv.yüzyılın ikinci çeğreği demek doğru olur. Çandarlı adının anlamı Halil Paşa' nın sanı diyebiliriz. Çandarlı Paşa ailesi aslında Ankara' nın Nallıhan ilçesine bağlı Cendere köyündendir. Yani aslı Cendereli olup giderek yazıp söylemlerde Çandarlı adını almıştır. İşte Pitane' ye Çandarlı adından önce Asar ve Hisar adı verilidiği, bunların her ikisinin birden kullanıldığı, hatta xv. yüzyılda Çandarlı adı benimsenmesine karşın Asar ve Hisar adlarının söylene geldiği anlaşılmaktadır.
 
 
ÇANDARLI HALİL PAŞA

     1430 yılında II. Murat zamanında sadrazam olan Halil Paşa, Fatih'in ilk yıllarına değin 24 yıl bu görevde kaldı. Soylu bir aileden gelen Çandarlılılar, Osmanlı yönetiminde I. Murat'tan beri kaz askerlik, sadrazamlık gibi görevlerde buluna geldiler. Kökenleri Ankara'nın Nallıhan İlçesine bağlı Cendere Köyüne dayanmaktadır. Ancak Cendere demek yerine Çandarlı deyişi daha çok tutulmuştur. II. Murat iki kez padişahlığa oğlu Fatih'i getirip denemek istemiş, fakat çocuk yaşta olması ve Balkanlarda Haçlı ordularının görülmesi üzerine sadrazam Çandarlı Halil Paşa'nın İsteğiyle II. Murat tekrar tekrar padişahlığa çağırılmıştır. Küçük Mehmet bunları o zaman kabul etmesine ve hatta babasını göreve çağırırken “eğer padişah ben isem size emrediyorum, yok padişah siz iseniz derhal ordunun başına geçiniz” dediği halde sonradan kışkırtmaların nedeni ile Çandarlı Halil Paşa'ya kin beslemeye başlamıştır. İstanbul'un fethine karar verildiği sırada Çandarlı'nın yapıcı eleştirilerine hazırlıkların sürdürülmesine, Haçlı Ordularının başımıza musallat olacağına ilişkin sözlerine de alınmış ve İstanbul'un fethini istemiyor, Bizans ile iş birliği içinde, Fatih'in başarılı olmasına fırsat tanımayacak gibi dedikodularla iyice şişirilmişti. İşte bu gibi nedenlerden ötürü İstanbul'un fethinden sonra Çandarlı Halil Paşa'nın sadrazamlığına son verdi ve 1453'te öldürttü. Sadrazamlığı sırasında Çandarlı Halil Paşa, ünlü Pitane kentini Cenevizlilerden kalma köhne kalesini yeniden yaptırdı ve kenti bayındır hale soktu. Yeni icat olan top atışlarına karşı dayanıklı olması için taş bloklar ve temel payandaları yaptırmıştır. Böylece Çandarlı Kalesi sağlam ve korunaklı bir hal almıştır. İşte o zamandan beri Pitane adının yerine Çandarlı almıştır. Bir başka deyişle Çandarlı'nın isim babası Halil Paşadır.

KURTULUŞ SAVAŞI

     Osmanlı Devleti Enver Paşa' nın yanlışları yüzünden I.Dünya Savaşı' na katılmış, emperyalist devletlerin paylaşım savaşında paylaşılacak bir ülke olmasına karşın yer almıştır. Atatürk, I.Dünya Savaşı' na oldu bitti ile giren Osmanlı Devleti' nin bu savaşta yenileceğini çok önceden görmüştü. Buna karşın raporlar vererek en az zararla kurtulabilme yolları önermişti. Ama dinleyen olmadı ve kötü yenildik. Üstelik masa başında diplomasiden hiç anlamadığımız ortaya çıktı. Mondros Ateşkesi (30 Ekim 1918) sanki Anadolu' yu da işgale açmak gibi maddeler taşımaktaydı. Arkasından Sevr Anlaşması (10 Ağustos 1920) geldi ve ülkemiz cetvelle çizilircesine paylaşıldı. Bu gelişmeleri 15 Mayıs 1919' da İzmir' in Yunanlılar tarafından işgali ilk adımdı ve kıyı kentlerdeki rum halkı bayram sevinci ile karşılandı. Mavri Mira dedikleri kötü yazgı değişecek, buralar bizim olacak diyorlardı. Yani Ege' de bir İyonya Devleti düşlüyorlardı. Daha İzmir' in işgalinden önce 14. Kolordu' ya bağlı 172. Alay Komutanı Yarbay Ali (Çetinkaya) Edremit' ten Menemen' e kadar olan yöreyi Ayvalık merkezden örgütlenmeye başladı. İzmir' in işgalinden sonra Yunan ilerleyişi devam etti ve 27 Mayıs 1919' da Menemen' i, 23 Mayıs 1919' da Foça' yı, 29 Mayıs 1919' da Ayvalık' ı, 10 Haziran 1919' da Reşadiye (Zeytindağ)' ı, 12 Haziran 1919' da Bergama' yı, 13 Haziran 1919! da Dikili ve Çandarlı Yunan işgalinde kaldı. Dikili ve Çandarlı üç yıl, üç ay Yunan işgalinde kalarak acı ve kara günler yaşadı. İşkence, ölüm ve yoksullukla karşılaştı. Dumlupınar savaşında sonra ordularımız İzmir' e doğru akarken kaçan Yunan tümeninin Bergama' ya doğru gelmekte olduğu haber verildi. Bergama Türk milisler tarafından çevrilmiş olduğu için şehre uğramadan geçmeleri istenmiştir. 14 Eylül 1922 sabahı güneş doğarken Bergamalılar Türk ordusunun kente girişini bekliyorlardı. Önce bir süvari alayı geldi ve arkasından 14. Piyade tümenine bağlı Çallı Ethem Bey komutasında kente girdi. Türk kuvvetleri 14 Eylül saat 14:30' da Dikili' ye ve Çandarlı' ya ulaşmışlardır. Çandarlı' nın kurtuluşu 14 Eylül' dür.

ÇANDARLI KALESİ

      Kalenin yapılışını araştırırken önce kullanım alanı olarak M.Ö. 6. yüzyıllarda Pitane sitesi içinde bir işlev gördüğü akla gelmektedir. Çünkü İonya ve Aiolya siteleri şehir surları ve iç kale surları olarak iç içe iki halka oluşturur. Özellikle deniz kıyısında bir site saldırılara açık olduğu için kentin direnişi için iç kaleden aylarca sürebilmekte ve düşmanı caydırabilmektedir. Kalenin defalarca yıkılıp yapıldığı, fakat duvarlarında antik taşlarında bulunması bu görüşü doğrulamaktadır. Bu taşlar M.Ö. 2 yy. kale yapısından kalmadır. Kalenin bugünkü planı ve çizgileri içinde yapılışı ise M.S. 14. yüzyılda Foça'yı ele geçiren ve ayrıcalıklar elde eden Cenevizliler tarafından gerçekleştirilmiştir. Cenevizliler hem Foça'ya hem de Pitane'ye kendilerini koruma amacıyla görkemli kaleler inşa etmişlerdir. Çandarlı Kalesine Foça'dan taş getirtilmiş ve kölelere taşıtılmıştır. Söylenceye göre en çok taş taşıyan köle azat edilecek denerek işin çabuk yapılması sağlanmıştır. Cenevizlilerin Pitane kalesini yaptıkları tarihlerde Türkler de Batı Anadolu fetihlerini tamamlamak üzereydiler. Bir süre sonra Foça Saruhanoğullarının, Pitane de Karesi Beyliği'nin eline geçmiştir. Pitane alındıktan sonra bu ünlü kalesinden dolayı Türkler bu yerleşme merkezine Asar ya da Hisar diyegelmiştir. Planı kareye yakın bir dikdörtken biçiminde olan Çandarlı Kalesi, bugün beş kulesi, mazgalları, kapısı ve duvarları ile büyük bir görkem içindedir.

KIZ KULESİ ADASI (CORCİO ADASI)

Kız Kulesi Adasından Gün Batımı

     Pitane, kentinin bulunan karadağ ve uzantısı Corcio adası volkanik bir karakter göstermektedir. Adanın boz renkli taşları, kara adanın kara görüntüsünü, krater niteliğinde olsa gerek. Çünkü ağacı, yeşili bile barındırmamışlardır. Özellikle Kız Kulasi Adası (Corcio Adası' nın) volkanik toprağında sünger taşına rastlandığı ve bundan tuğla üretimi yapıldığı söylene gelmektedir. Bu tuğlanın nasıl yapıldığı pek bilinmemekle birlikte kesilerek yada öğütülüp çamur edilerek kalıplara döküldüğü ve hafifliği, gözenekli oluşu nedeniyle suda, denizde batmadığı anlatılmaktadır. Strapon, Çoğrafya, kitap XII, C.615 "Pitane' de tuğlalar suyun üstünde yüzmektedir. Tyrrhenia' da bir cins toprak nedeniyle aynı şey söz konusudur. Çünkü bu toprak aynı hacimdeki sudan daha hafif olduğu için yüzer. Poseidonios İberia' da kile benzer bir topraktan kalıp halinde tuğlalar gördüğünü bununla gümüş temizlendiğini ve bunların su üzerinde yüzdüğünü söyler. Bu pomza taşı olsa gerektir.